ÖĞRENMEDE İSTEKSİZLİK

        Eğer ilkokul öncesi çocukları gözlersek, onların yeni şeyler öğrenmede hiçbir güçlük çekmediklerini farkederiz. Çünkü çocuk sadece ilgilendiği şeyi anlamak ister ve bilgiyi oyun yoluyla elde eder. Çocuk için öğrenme yaşam demektir. Oysa, okul hayatına başlayınca, çocuğun bu kapasitesi sekteye uğrar. Çünkü artık yaşamla bilgi arasındaki köprü kopmuş, çocuk neyi temsil ettiğini bilmediği, yaşamda karşılığını bulamadığı bir çok kavramla yüz yüze gelmiştir. Böylece bilgiye karşı tüm ilgisini kaybetmiştir. Öğrenmeye karşı isteksizliğinin temeli buna dayanmaktadır.

        Anlam demek, ilişki demektir. Bir şeyin size anlamsız gelmesi, o şeyle ilişki kuramadığınızı gösterir. Eğer sık sık kendinize "bu şeyleri niye öğreniyorum, ne anlamı var ?" diye soruyorsanız henüz bilgiyle ilişki kuramamışsınızdır. Bu durumda yapılacak iş, öğrenmeye karşı isteksizliğinizi, öğrendiğiniz her meteryali sizin için anlamlı hale getirerek kırabilirsiniz.
Öğrenmenin ilk şartı; bilgi ile oyun oynamalı, öğrenilen konuları günlük hayatınızda kullanmalı, bu bilgiler ile yeni ilişkiler kurmalı, onları kişiliğinizin ve ilgilerinizin bir parçası haline getirmelisiniz.
Öğrenmenin ikinci şartı; azim, irade ve karar verme yeteneği ile ilgilidir. Akıllı insanlar, sadece istemekle yetinmezler, iradelerini de devreye sokarlar ve ulaşmak istedikleri hedefler doğrultusunda hızla ilerlerler. bunun için de uygun davranışları araştırır ve bu davranışlar çerçevesinde hareket ederler.

        Şimdi geçmişte öğrendiğimiz bir takım gerçekleri (!) bir kenara bırakıp şu şekilde düşünün: Bu sınavı başarmak için her türlü donanıma fazlasıyla sahibim. Çok zeki olmam gerekmiyor, iyi bir liseden gelmem gerekmiyor, ben hiçbir şekilde diğer insanlardan daha eksik ya da daha şanssız değilim. Hayat, diğerlerine verdiği fırsatları bana da veriyor. Her an önüme yeni kapılar açıyor. Şu anda önemli bir kapının eşiğindeyim ve bu eşikten geçmek için önümde hiçbir engel yok. Yapmam gereken tek şey; "Doğru şekilde çalışmak..."